32 Yıllık Zarf: Annemin Sakladığı İsim
Dram

32 Yıllık Zarf: Annemin Sakladığı İsim

Mahallemize yeni taşınan postacıyla sohbet ederken elime geçen zarfı gördüğümde yüzümün nasıl solduğunu tarif edemem. Zarf, yıldız sarısı kağıttan değil, sararmış; köşeleri kırışmış, üzerindeki mürekkep solmuştu. Üstünde annemin eski soyadı ve benim bildiğim hayatından çok farklı bir tarih yazıyordu: otuz iki yıl önceki bir gün. Postacı utangaçtı. Sokakta yeniydi. "Bunu teslim edemedim," dedi. "Bugün getirdim." Eve koşup zarfı yavaşça açtım. İçindeki satırlar ilk bakışta günlük bir mektuptan daha fazlasını fısıldıyordu. Kelimeler öylesine samimi, öylesine ağırdı ki annemin uzun yıllardır sakladığı bir kapı aralanmış gibi hissettim. Satır aralarında bir isim geçti. Benim çocukluğumun bildiği anne değildi bu satırlarda anlatılan kadın. Gençti, korkuyordu, ama kararlıydı. Bir yerlerde kaybolmuş bir geçmişin ipuçları vardı. O an evdeki tüm dengeler sarsıldı. Annemin fotoğrafları, küçük kutulara sakladığı notlar, her zamanki mutfak ritüeli — hepsi farklı bir ışık altında parladı. Eve girdiğimde annem salonda oturuyordu, televizyonun ışığı yüzünü aydınlatıyordu ama gözleri uzaktı. Ona sormanın zamanı gelmişti, ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Zarfın kenarını cebimde hissetmek, sakladığım bir sırrın ağırlığını hissettirmek gibiydi. Gün boyu mektubun satırlarını tekrar tekrar okudum. Her seferinde yeni bir detay gözüme çarptı. Kimliğin üstünde oynanmış bir tarih vardı sanki; belirli isimlerden kaçınılmış, bazı adresler silik bırakılmıştı. Annemin hayatına dair bildiklerim, yavaşça bir hikâyenin parçası olmuştu: kaçışlar, vaatler, bir seçim. Akşam olunca kapıyı çaldım. Annem kapıyı açtı. Yüzünden yılların biriktirdiği cömertlik ve yorgunluk okunuyordu. Zarfı uzattım. Gözleri mektuba takıldığında birkaç saniyeliğine sustu. Sonra fısıldadı: "Bunu senden saklamam gerekiyordu." Sesinde pişmanlık değildi, daha çok korunmuş bir hazineyi vermenin hafifliği vardı. O an her şey paramparça olmadı. Aksine bir pencere açıldı. Ama pencerenin ardındaki manzara daha da karmaşıktı. Çünkü mektubun sonunda geçen o bir isim, yıllardır varlığından habersiz olduğum bir gerçeği gösteriyordu: annemin sakladığı en derin sır, ailemizin köklerini baştan yazabilecek bir sırdı... Ve ben, ellimdeki zarfla, henüz hiçbir şeyi bilmeden o ismi tekrar okudum ve hayatımın yeni bir yöne kaydığını hissettim...

32 Yıllık Zarf: Annemin Sakladığı İsim
Okumaya Başla