Düğün Gecesi Gelen İsimsiz Mektup: İmzamı Silecek Bir Sır mı?
Dram

Düğün Gecesi Gelen İsimsiz Mektup: İmzamı Silecek Bir Sır mı?

Düğün günümüzün en mutlu anlarını yaşadığımız sırada elektrikler bir anda gitti. İlk başta sadece bir aksilik sanmıştım. Davetliler gerginliği kahkahalarla kapatmaya çalıştı. Mum ışıkları, telefon ekranlarının ışığı… Her şey film gibiydi. Ama ışıklar geri geldiğinde gelinliğimin üzerinde duran isimsiz bir zarf gördüm. Zarfın içinde bir mektup vardı. Okudukça içimde bir şey kıpırdadı; bir tarafım panikledikçe diğer tarafım soğukça soğuk düşündü. Mektup, nikâh defterine attığım imzayla ilgiliydi. Kelimeler o kadar dikkatle seçilmişti ki, sanki yazan kişi bizim geleceğimizi çiziyordu. “İmzanı silebilirsin,” diyordu mektup. Önce bunun bir şaka olduğunu sandım. Sonra gelinine baktım; yüzünde aynı şaşkınlık, aynı soru işareti. Davetliler hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışırken ben mektubun kokusunu, kağıdın kıvrımını inceledim. Parmak izleri yoktu. İsim yoktu. Tarih yoktu. Sadece bir uyarı ve arkasında da bir teklif vardı: geçmişin bir bölümünü geri almak için bir yol — ama bedeli olacaktı. Kalabalığın ortasında, nikâh defterine atılmış imzanın anlamı aniden ağırlaştı. O imza, sadece bir kağıt parçası değildi artık; hayatımızın geri dönüşü olmayan bir dönüm noktasıydı. Mektubun getirdiği şüpheyle o gece boyunca uykusuz kaldım. Ailem, arkadaşlar, gelin — hepsi yeni hayatımıza odaklanmışken benim zihnim bir notun etrafında dönüyordu. Kim mektubu bırakmıştı? Neden o anda? Neden isimsiz? Ertesi sabah, nikâh defterinin olduğu daireye gittiğimde fark ettim ki bir imzayı silmek, sadece fiziksel bir bilgiyi yok etmekten daha fazlasını gerektiriyordu. Demir alfabedeki bir harfi kazımak gibiydi; ardında iz kalabilirdi. O mektup bana bir seçim sundu: gerçeği arayıp yüzleşmek mi, yoksa yeni kurduğumuz bu hayatı korumak için susmak mı? Ve en kötüsü: mektupta sözü edilen “yol” benim için ne kadar çekiciyse, taşıdığı sonuçlar da o kadar belirsizdi. Bugün hâlâ o zarfın kokusunu unutamıyorum. Bazen geceleri mektubun son satırını kendi kendime tekrar ederim: "Her imza bir hikâyedir. Bazı hikâyeler düzeltilebilir, bazıları ise yeniden yazılmayı ister." Peki ya imzayı silmenin bir yolu gerçekten varsa? O gece masanın altında çekilmiş bir fotoğraf mı, eski bir belge mi, yoksa beklenmedik bir itiraf mı gizleniyordu? Mektubun bıraktığı tek şey, içimde büyüyen bir meraktı — ve o merak, bizi düşünmeye, sorgulamaya, hatta belki de yeniden başlamak için tehlikeli adımlar atmaya itiyordu. Ve ben şimdi size soruyorum: Bir imzayı silmek için ne kadar ileri gidebilirsiniz? Ne kadarını görebilir, ne kadarını göze alabilirsiniz? Cevabı aradığımda bulduğum şey, beklediğimden çok daha karanlık ve çok daha kişisel olacaktı…

Düğün Gecesi Gelen İsimsiz Mektup: İmzamı Silecek Bir Sır mı?
Okumaya Başla