Gece Yarısı Çiçeği ve Toprağın Sırrı
Dram

Gece Yarısı Çiçeği ve Toprağın Sırrı

Mahallemize yeni taşınan sessiz komşu her gece aynı saatte sokak lambasının altında beliriyordu. Kısa, ağır adımlarla boş arsanın kenarına yaklaşıyor, cebinden çıkardığı bir buket soluk çiçekten birini yere bırakıp usulca geri dönüyordu. Kimseye bakmıyordu. Konuşmuyordu. Sadece o alışkanlık vardı. Geceler boyunca merakımı dizginledim. Uzaktan izledim. Onun ritüeli, mahalle sohbetlerinin gündemine bile girmedi. Komşular onu tanımaya çalışmadı. Ben ise merakımı bastıramadım ve bir gece onu gizlice takip etmeye karar verdim. Sessizlik ağırdı. Ay ışığı arsanın tozunu gümüşe boyadı. O, eğildi. Ellerinin içinde toprağa gömülmüş küçük bir çıkıntı gördüm. Küçük metal bir kutu çıktı topraktan. Paslıydı. Küçük bir kilidi vardı. O an içimde bir şey yerinden oynadı. Bu sadece bir kutu değildi. Kutuyu yüzüme kaldırdığında içinde fotoğraflar vardı. Solmuş bir çocuk fotoğrafı. Bir not. Eski bir madeni para. Ve küçük bir kolye. Fotoğrafın arkasındaki tarihten anladım ki bu, yirmi beş yıldır çözülemeyen bir kaybolma vakasıyla bağlantılıydı. O gece mahallede konuşulan dedikoduların ötesinde, yıllardır bir şekilde gömülü kalan bir hikâye gün yüzüne çıkmıştı. Komşu kutuyu özenle tekrar toprağa gömmeden önce bana baktı. Gözlerinde hem bir kabullenme hem de bir direnç vardı. Ona yaklaşmak istedim ama kelimeler boğazımda düğümlendi. O gece eve döndüğümde uyuyamadım. İçimde birkaç yarım anı, unutulmuş bir dava dosyasından kalan isimler ve yıllardır kalpte taşınan bir suçluluk duygusu yer etti. Ertesi gün polise gitmek aklımdan geçti. Savcılığın soğuk koridorları, dosyanın sararmış sayfaları gözümde canlandı. Ama bir başka gerçek daha vardı. Bu kutunun toprağa defalarca gömülüp çıkarılmış olması, karanlıkta saklanan bir gerçeğin bilerek saklanmış olması demekti. Kim, neden, nasıl soruları zihnimi kuşattı. O gece bulduğum küçük metal kutu, sadece bir kanıt parçası değil; geçmişin solgun yüzünü yeniden canlandıran bir çağrıydı. İçinde gördüklerimle yüzleşmeye hazır değildim ama biliyordum ki susmak, geçmişi daha da derinlere gömmek demekti. Ve en büyük sır henüz ortaya çıkmamıştı. Kutunun kapağında, kazınmış bir kelime vardı. O kelime, beni hem kendime hem de mahalleye götürecek olan kapının anahtarıydı. Sonunda farkına vardım ki bazı gerçekler açığa çıktığında insanı özgürleştirdiği kadar, geçmişin yükünü de omuzlara yükler. O gece toprağın içinde kaybolmuş yılların izlerini takip ettim. Ve bir kapı aralandı. Ama kapının ardında ne vardı, kimlerin hayatı tekrar paramparça olacaktı, bütün bunlar henüz cevapsızdı. Son notun satır aralarında saklı kalan bir isim vardı ve o isim, beni en çok şaşırtacak kişiyle ilişkilendiriliyordu.

Gece Yarısı Çiçeği ve Toprağın Sırrı
Okumaya Başla