Her Gece Üç Vuruş: Merdivenlere Bırakılan Botun Sırrı
Dram

Her Gece Üç Vuruş: Merdivenlere Bırakılan Botun Sırrı

Tatil için kiraladığımız tahta dağ evinde ilk gece dahi bir yabancının huzurunu beklemez gibiydim. Her gece aynı saatte, tam saat on birde, kapı üç kez çalıyordu. Birinci çalınış çarpıntımı artırıyor, ikinci çalınış aklımı karıştırıyor, üçüncü çalınış ise nefesimi tutturuyordu. Dışarı baktım. Yol bomboştu. Pencereden gökyüzüne süzülen yalnız ay vardı. Kapının önünde kimse yoktu. Hepimiz mantıklı açıklamalar aradık. Rüzgâr, hayalet kedi, komşunun şakası. Mantık elbette vardı ama o mantık kapıyı açtığımda parçalanacaktı. Son gece aynı ritüel tekrarlandı. Üçüncü çalma sesiyle ayaklarım kendiliğinden kapıya götürdü beni. Parmaklarım kilidi çevirecek kadar titriyordu. Kapıyı açtım. Merdivenlere, tozlu ahşap basamakların kenarına özenle bırakılmış eski bir çocuk botu duruyordu. Botun yanında kırışmış, sararmış bir not vardı. Notta bir isim yoktu, sadece birkaç kelime; yıllardır kimsenin anmadığı bir hikâyenin izleri vardı. O bot, yıllardır kayıp olarak aranan bir ailenin çocuklarına aitmiş. Komşuların fısıltıları, eski gazetelerin sararmış kupürleri, evin önceki sahiplerinin yarı unutulmuş şikâyetleri bir anda anlam kazandı. Biz tatil için geldik sandığımız bu ev, bir zamanlar ortadan kaybolmuş bir ailenin sessiz bekleme odasıymış. Sonraki günlerde her şey değişti. Merdivende bırakılmış o küçük bot, bizi geçmişe çağırdı. Kapının üç vuruşu artık sadece ürkütücü bir ses değildi, bir çağrıydı. Kimse yoksa bile, bir şeyler anlatılmak isteniyordu. Bir şeyler gizlenmişti. Soru aramak yerine iz sürdüm. Komşuların yarım anlatımları, kasabadaki yaşlı bir kadının çekmecesinden çıkan fotoğraf, bir zamanlar evin duvarına çakılmış küçük bir not ve en sonunda eski bir gazete kupürü. Her parça birleştiğinde, kaybolan aileyle ilgili yeni bir yol haritası çıktı ortaya. Ama en sarsıcı olan, bulduğum son satırlardı. Notun sonu tamamlanmamıştı ve eksik kelime, eksik bir yön gösteriyordu. Gerçeğin tamamı hâlâ kapının ardında, evin içinde soluklanıyordu. Bu hikâyeyi paylaşıyorum çünkü yalnızca ürkütücü bir olay değil, aynı zamanda unutulmuş bir bağın, ihmalin ve sessizliğin eseri. Kapının üç vuruşu devam edecek mi, merdivendeki botun sahibine ulaşıp adalet sağlanacak mı, yoksa bazı sırlar sonsuza dek karanlıkta kalacak mı Bunu öğreneceğim. Ama önce, notta yarım kalan o cümlenin kalanını bulmam gerekiyor.

Her Gece Üç Vuruş: Merdivenlere Bırakılan Botun Sırrı
Okumaya Başla