Her Gün Verdiğim Yemeğin İçindeki Zarf
Dram

Her Gün Verdiğim Yemeğin İçindeki Zarf

On yıldır aynı saatte sokağın köşesinde onu görürdüm. Yağmurlu günlerde şemsiyemin altına alır, soğuk gecelerde elimdeki sıcak çorbayı uzatırdım. İlk başta sadece vicdanım, sonra alışkanlığım, en sonunda bir ritüelim oldu. “Al abi, içindeki sıcak.” Hiç konuşmazdı. Gözleri saklı, elleri titrekti. Ben ise günün stresini, işe gidişini, dönüşünü kısa bir selamla bölüp içini ısıtmaktan mutlu oluyordum. Komşular sorar, “Neden hep sen?” derlerdi. “O bir dilenci.” Evet, bir dilenci. Ama bir şekilde insanlığımı hatırlatan bir simgeydi o hayatta kaldığım şehirde. Günlerden bir gün, elime uzattığı poşetin içinde her zamanki sandığım sıcak yemek yerine ince, sararmış bir zarf vardı. Zarfın ağzı usulca kıvrılmış, üzerinde kalemle yazılmış tek bir kelime: "Aç." Titreyen parmaklarıyla bana bakarken yüzünde ilk kez bir gülümseme gördüm. Ve o anda hissettim ki bu küçük, önemsiz sandığım an hayatın gidişatını değiştirecekti. Zarfı cebime koydum. İşe gidip geliyorum; her iki cümlem, her görüşüm, zarfla beraber başka bir anlam kazandı. O gece eve dönerken, zarfın içine bakma dürtüsüne direnemedim. Bir fotoğraf mı? Bir mektup mu? Para mı? Zarfı açtım. İçinde tek bir şey vardı — ama o tek şey, yıllardır görmezden geldiğim soruları, gizlenmiş hatıraları ve tanımadığım bir kimliği beraberinde getirdi. Ve şimdi, o anın ardından her kapı bana kapalı değildi. Bazı kilitlerin anahtarı, beklediğimden çok daha yakındaydı. Ama zarfın dışına yazılmış küçük bir not var ki: “Bunu bulduğunda, gitme. Seni bekliyorlar.” Kim? Neden? Ve hayatım gerçekten değişecekse, bu değişimin bedeli ne olacak? Cevapların hepsi zarfın içinde değildi. Bazı kapılar ise açılmadan önce bir seçim bekliyordu...

Her Gün Verdiğim Yemeğin İçindeki Zarf
Okumaya Başla