Kaset, Avukat ve Dokunamadığım Bilet
Dram

Kaset, Avukat ve Dokunamadığım Bilet

Piyangodan büyük ikramiye kazandığımı öğrendiğim gün hayatımın yönü bir avukatın parmak izlerinden daha hızlı değişti. Kapı ziline baktığımda karşımdaki adamı hiç tanımıyordum. Şık giyimli, yorgun gözlü ve elinde antika gibi bir video kaseti vardı. Bana uzattıktan sonra tek cümlesini hiç unutmayacağım şekilde tekrarladı: "Bu kaseti izlemeden parayı alma." İlk başta şaka sandım. Kimse böyle bir koşul koymazdı. Ama avukatın duruşunda bir ciddiyet, sesinde çözülmeyecek bir soğukluk vardı. Kaset eskiydi, plastik kapağında sararmış bir etiket. İçimde beklenmedik bir ürpertiyle kabul ettim. O akşam televizyonun önünde oturdum. Kasetin oynatmaya başlamasıyla beraber geçmiş ve şimdi arasındaki çizgi silikleşti. Görüntüler soluktu, ama her detay tehlikeli bir netlikle bana ilişiyordu. Tanımadığım yüzler, yarım kalan konuşmalar, kameranın köşesinden görünmeyen bir el. Bir anda bildiğim hayatımın bir parçası olduğuna inandığım her şey geri çekildi. Biletin üzerindeki rakamlar artık sadece şansın sembolleri değildi. Onlar bir hikâyenin final mührüydü; ve ben bu filmin sessiz, gölgede saklanan bir oyuncusuydum. Kasetin ilerleyen dakikalarında kalbim gitgide hızlandı. Görüntüler bir sabahın sisinde çekilmiş gibiydi: bir masanın üzerindeki gazete, komşunun çantası, bir tartışmanın ani bitişi. Kamera bir nota takılıyor gibiydi; notun üzerinde benim adım yoktu ama imzamın benzeri vardı. İzlediklerim bana yalnızca para getirmiyordu. Bir yük, bir sorumluluk, geçmişimin tozlu raflarından düşen bir suçlama getiriyordu. O kaseti kapatıp biletimi alıp gitmek mümkün değildi artık. Ertesi sabah avukat geri geldi. Gözlerinde beklediğim merhamet yoktu, sadece hesaplanmış bir sabır vardı. "Almak zorunda değilsiniz" dedi. "Ama gerçeklerle yüzleşecekseniz, bunun bedelini de göğüsleyeceksiniz." Paranın cazibesi hiçbir zaman bu kadar keskin bir ikilem sunmamıştı. Bir yanda yeni bir hayatın mümkün olduğu bir çanta, diğer yanda eskiden kalma bir görüntüyle sarsılmış vicdanım. Bilete bir daha dokunamadım. Kasetin finali bana bunu fısıldadı. Neyi gördüğümü söylemeyeceğim. Ancak şu kadarını bırakacağım: o görüntüler benim kaderimi değiştirdi ve kapıyı ardına kadar açtı. Ne olduğunu merak edenler olacaktır. Anlatacaklarımı duyanlar ikiye ayrılacak. Ama bir şey kesin: biletin peşindeki paradan daha ağır bir şey vardı ve o geceden sonra hayatım asla eskisi gibi olmadı.

Kaset, Avukat ve Dokunamadığım Bilet
Okumaya Başla