İstanbul'da giyim kavgası
HHikaye Editörü28 Haziran 20262 dk okuma8.954 okunmaDram
1. Bölüm — Giriş
Akşamüstü, sahile bakan taşlı sokakta güneş yavaşça çekilirken dükkânların vitrinleri turuncuya boyanıyordu. Mahallenin çehresini belirleyen küçük tezgâhların önünde insanlar, günlük telaşlarını arkada bırakmış, yürüyordu. O köşede emekli terzi Cemal abinin dikiş makinesinin sesi, çarşafların hışırtısı ve komşuların birbirine attığı kısa selamlar birbirine karışıyordu. Genç bir kadın, rengârenk bir ceketle hızla geçerken yanındaki iki kişinin kestirme bir yorumunu duydu; söz, ince bir kıvılcım gibi havaya atıldı. Kısa, sert bir lafın ardından başka bir laf geldi. Havada bir şeyler değişti; insanlar durdu, bakışlar birbirine kenetlendi. Giyim vardı meselede, ama daha derinde bir bekleyiş, bir ölçüsüzlük hissi vardı. O an kimse, sıradan bir akşam sohbetinin neden parmak uçlarında bir gerilime dönüştüğünü düşünmeye fırsat bulamadı.
2. Bölüm — Gelişme
Sözler sertleştikçe sokak daraldı. Önce itişmeler, sonra bağrışlar yükseldi; bir an için zaman yavaşladı. Dükkanların ışıkları titredi, komşular dışarı fırladı; bazılarının yüzleri aydınken bazılarının gözleri küçüldü. Cemal abi, tezgâhının arkasından çıkarak kavgayı ayırmaya çalıştıysa da, öfke bulaşıcıydı. Genç kızın ceketi, yere düşen bir poşet, kopan bir toka—her biri birer simgeye dönüştü. İnsanlar nedenini unuttu, sadece bir şeyleri savunmak gerektiği hissiyle hareket etti. Birkaç yumruk, birkaç tekme; bir kadın çığlığı ve ardından gelen uğultu. Birkaç kişi kolundan yaralandı, biri dizini tutarak yere çöktü. O an polis sireni uzaktan duyuldu; yaya olanlar sanki bir maçın bitiş düdüğünü bekler gibiydi. Ekipler geldiğinde taraflar nefes nefeseydi, öfkeler hem kendine hem çevreye yönelmişti. İfadeler alındı, bazı gençler uyarıldı, ama geride kalan sessizlik daha ağırdı: herkes bildiğini sandığı sınırların ötesine geçmişti.
3. Bölüm — Sonuç
Gecenin ardından sokak yorgun bir sabaha uyandı. Camlarda yansıyan gün ışığı, önceki akşamın izlerini sanki silmeye çalışıyordu. Cemal abi tezgâhını toplarken, genç kadın yanına geldi; kısa, sakince bir özürleşme oldu. Komşular küçük bir toplantı yaptı; tartışmanın nedeni olarak sadece kıyafet değil, birbirini dinlememenin ve önyargıların birikimi gösterildi. Mahallede küçük bir karar alındı: tartışma çıkınca önce sözlü olarak müdahale edecek gönüllü bir ekip ve arabuluculuk için bir telefon hattı kurulacaktı. Olay, kimseyi sevindirmemişti; ama insanlar, geçici öfkelerin kalıcı yaralar açtığını görmüştü. Kumaşın gölgesinde başlayan bu kavga, sonunda basitçe anlaşılmanın ve empati kurmanın önemini hatırlattı. İnsanlar aynı sokakta yaşadıkça, sözler ve bakışlar birbirine çarpar; artık bazıları bu çarpışmadan kaçınmak için daha dikkatli bakmayı, önce dinlemeyi seçmişti.