On Yılın Sırrı: Parkta Bir Adam, Evinde Bir Hikâye
Dram

On Yılın Sırrı: Parkta Bir Adam, Evinde Bir Hikâye

On yıldır her sabah aynı bankın önünde dururdum. Her sabah o yaşlı adam, elindeki küçük poşeti çıkarır, güvercinleri çağırırdı. Ritüeli neredeyse kutsaldı: ince sesli bir ıslık, avuç içine serpilmiş mısır taneleri ve gökyüzünde bir anlığına dağılan beyaz kanatlar. İnsanlar şaşkın bakışlarla geçer, bazıları telefona sarılıp görüntü çeker, kimi zaman çocuklar durup elime yayılan huzuru sorardı. Ben ise onu tanımıyor ama onun rutiniyle günümüze bir sınır çizmiştim; bir sabahın güveni gibi. Ta ki bir hafta boyunca bankta boş bir yer görmekte ısrar edene kadar. İlk gün önemsemedim. İkinci gün endişelendim. Üçüncü gün merak başka bir hâl aldı: onu görmediğim sabahlarda şehrin yüzü değişiyordu. Sonunda evine gitmeye karar verdim. Bina eskiydi; beyaz boyası kabarmış, kapı kolu soğuktu. Komşuların sesi biraz resmiydi, biraz çekingen. “Görmedin mi?” dediler. “Çok yorun düşmüştü, hastaneye kaldırdıklarını söylediler.” Ama bir şey beni itiyordu içeri: yıllar boyunca gördüğüm o küçük ritüelin ardındaki insanı tanımak istiyordum. Kapıyı araladım. Ve kapının ardında karşılaştığım şey, hayatım boyunca unutamayacağım türdendi. Girişte yerde bir besleme poşeti vardı; salonun köşesinde ise, üzeri sararmış fotoğraflar ve küçük, deri bir defter. Defterin sayfaları özenle doldurulmuştu—isimler, tarihler, kısa notlar: teşekkürler, hatırlanacak anılar, küçük hesaplaşmalar. Fotoğraflardan birinde kendimi gördüm; küçük, kirli dizlerle oynamış bir çocuk… Kimdi bu adam? Neden hayatımın bir köşesinde sessizce var olmuştu? Sözlerim burada bitmedi. Çünkü defterin içinde açık bir zarf vardı. Üzerinde tek bir cümle yazılıydı: “Bunu onu bulacak adama bırakıyorum.” Kapıyı kapatmadan önce elime aldığım zarfın içi, bütün bu on yılın anlamını değiştirecekti.

On Yılın Sırrı: Parkta Bir Adam, Evinde Bir Hikâye
Okumaya Başla