On yedi yaşındaki kızım Elif'i, mezuniyet balosundan sonra sabaha karşı dörtte gizlice eve dönerken yakaladım. Kapı eşiğinde durdu; gece lambasının altında çantasından bir zarf ve içinde bir otobüs bileti düştü. O an kalbim parçalandı; ne olduğunu bilmeden bile bilmek istedim, ama sonu beni daha çok merakta bıraktı... Gece ağır, ev sessizdi. Saatin tıkırtısı odanın derinliğine uzanıp kayboluyordu; ben oturma odasının koltuğunda gazeteye bakar gibi yaptım ama gözlerim boşluğa takılıydı. Mezuniyet balosunun müzik sesi hâlâ akşamın içinde yankılanırken, kapı kilidinin tıkırtısı bütün o yatıştırıcı sessizliği böldü. Birinin kapıya yanaşıp usulca girdiğini fark edince kalbim istemsiz hızlandı...