Boynundaki Künyeyi Çıkarmayı Reddeden Oğlumun Sırrı
Dram

Boynundaki Künyeyi Çıkarmayı Reddeden Oğlumun Sırrı

Askerden dönen oğlum evin kapısından içeri girdiğinde boynundaki künyeyi çıkarmayı reddetti. İlk başta ben de diğerleri gibi düşündüm: alışkanlık, hatıra, askerlik anısı. Ama o gece, o uyurken mezara benzer sessizlik çöktüğünde, içimde bir merak uyandı. Künyeyi aldım. Soğuk metal elimdeydi. Bir kenarına dikkatlice tutup minik kilidini açtım. İçinde yıllardır saklı kalmış, kimsenin bilmediği bir kağıt parçası vardı. Üzerinde kuru bir el yazısıyla tarihler, kodlar ve tek bir cümle: "Sınır nöbeti — kayıt dışı müdahale." O an her şey değişti. Oğlumun neden hiçbir zaman resmi kayıtları sormadığını, neden geceleri titrediğini, neden hiçbir fotoğrafını çekemediklerini düşündüm. Ertesi sabah sessizce onu izledim. Evde konuşmak zordu. Her kelime bir duvar gibi karşımıza çıkıyor, gözler birbirimizi kesiyordu. Oğlum gözlerini kaçırdı. Ben sormadım doğrudan. Çünkü içimde büyüyen korku, sanki bir kapının arkasında duran karanlık bir şeyin dışarı çıkmasını bekliyordu. Günler geçti. Küçük kağıt parçasındaki tarihe göre ben bazı isimleri araştırdım. Resmî arşivlerde hiçbir kayıt yoktu. Komşularla, eski asker arkadaşlarıyla konuştuğumda, her seferinde aynı boşlukla karşılaştım: "Böyle bir olay kayıtlarda yok." Ancak gözlerindeki korkuyu silemiyordum. O gece yine sessizdi ev. Oğlumun odasına baktım — hâlâ künyeyi boynunda taşıyordu. Yanına gittim. Tam konuşacakken, o anı bekleyen bir şey daha vardı. Oğlum fısıldadı: "Onlara bakmamı söylemiştin." Ben anlamadım. Kağıttaki kodlar beni bir köyün adıyla, bir geceyle ve bir insan adının küçük harflerle yazılmış bir notuyla buluşturdu. Notta şu cümle vardı: "Resmî kayıtlara geçmedi — çünkü kimse hayatta kalmadı." Bu cümle zihnimi delip geçti. Oğlumun künyesinin içinde sakladığı şey bir itiraftı mı, bir suçun belgesi mi, yoksa unutulmuş bir kahramanlığın kanıtı mı? İçimdeki merak yine kök saldı. Bu sır, ailemizi paramparça edebilecek, hayatlarımızı altüst edebilecek bir yumruk gibiydi. O gece, oğlumun odasına sokuldum. Künyeyi açtığım anda, başka bir kağıt daha düştü. Üzerinde sadece birkaç kelime vardı — ama o birkaç kelime, yıllardır örtülen bir gerçeğin kapısını aralıyordu. Ve ben şimdi biliyorum ki, bu kapının ardında duran şey, ne bizim ne de resmi kayıtların anlatabildiği bir gerçekti. Açmakla birlikte, geri dönüşü olmayan bir yolu seçmiştim. Peki ya oğlum? Hepsi bundan ibaret miydi? Ya da bu küçük kağıt, bizi sınırdan çok daha öteye, insanlığın kendi yüzüyle yüzleşeceği bir yere sürükleyecek miydi? Bundan sonra ne yapacağımı bilmiyorum. Ama bir şey kesin: Künyeyi açtığım o gece, evde saklı kalan her şey hareketlenmeye başladı. Ve şimdi soru şu — gerçekten öğrenmek istediğimiz şey, hazır olduğumuz şey miydi...?

Boynundaki Künyeyi Çıkarmayı Reddeden Oğlumun Sırrı
Okumaya Başla