İkizlerin Cenazesinde Fısıltı ve Tutuklama
Dram

İkizlerin Cenazesinde Fısıltı ve Tutuklama

İkizlerimin tabutlarının önünde duruyordum. Hava soğuktu ama içimde daha keskin bir üşüme vardı. Kalbim yalnızca iki küçük kutunun arasında atıyordu. Gözlerim ağlamaktan yanıyor, etrafı bulanık görüyordu. Herkesin yüzü sisli bir perde arkasındaydı; gelenlerin adımları cam bir yankı gibi çarpıyordu içime. Tam o anda o ses geldi. Kocamın sesi değildi. Onun yanında, kolunu zarifçe tutuşu, alaycı bir gülüşle yanağıma eğilmişti. Metresiyle birlikte gelmişlerdi. Ve o, eğilerek fısıldadı: “Tanrı onları aldı çünkü senin nasıl bir anne olduğunu biliyordu.” Sözcükler, tabutların üzerine bir ağıt gibi düştü. Herkesin arasından geçen bu küçük cümle, beni yerle bir etti. Daha da kötüsü, ilişkimizde açılan o yarayı herkesin önünde kanatıyormuş gibi hissettim. Utanç, suçluluk, şaşkınlık birbirine karıştı. Ben sustum. Kalbim parçalanıyordu ama sesim çıkmıyordu. “Lütfen bugün sessiz kal,” diye yalvardım. Sözlerim ince bir ip gibi titredi, neredeyse kayboldu. O ise daha da yaklaştı. Kulağıma, bir tehdit gibi fısıldadı: “Konuşmaya devam edersen pişman olursun.” O an, şapeldeki tüm ışıklar söndü gibi oldu. İnsanların bakışları üzerimdeydi. Yanımdaki adımlar, fısıltılar, soluklar birbirine karıştı. Dışarıdan giren soğuk rüzgar, yüzüme çarpan sahte bir yalan gibi geldi. Her şey bir an için durdu. Dakikalar sonra kapılar açıldı. Dedektifler içeri girdiler. Ceketsiz, sert bakışlı, ellerinde bir delil kutusu taşıyorlardı. Önce kimse ne olduğunu anlayamadı. Sonra biri trafik gözetim kayıtlarını gösterdi. Salondaki herkes ekrana baktı. Görüntülerde saatlerin, adımların ve arabanın sessiz bir gerçeği sakladığı belliydi. Kamera kayıtları, o anı anlattı. Ve birkaç dakika sonra, herkesin gözü önünde, kocamı ve metresini gözaltına aldılar. Şapelde yankılanan tek şey ayakkabıların sesi değildi artık. İnsanların yüzlerindeki şaşkınlık, suçluluk ve rahatlama bir arada akıyordu. Ben hâlâ tabutların önünde duruyordum. İçimde bir şey kırılmış, bir şey kopmuştu. Ama en beklenmedik soru hâlâ havada asılı duruyordu. Şapelden çıkan adımların ardında hangi sırlar saklanıyordu ve o görüntüler gerçekten her şeyi anlatmaya yetiyor muydu Ve en önemlisi, ikizlerime ne olmuştu, gerçekte kim sorumluydu, bunu öğrenmek için daha derinlere inilecek çok şey vardı.

İkizlerin Cenazesinde Fısıltı ve Tutuklama
Okumaya Başla