Gözlerin Ötesindeki Ses

HHikaye Editörü30 Haziran 20264 dk okuma758 okunmaRomantik

1. Bölüm — Giriş

Selma, yıllardır aynı evin içinde adeta gömülmüş bir hayat sürüyordu. Otuz beşinde dul kalmıştı; eşinin ölümünden sonra zaman bir battaniye gibi üzerini örttü, sıcak ama ağır. Sabahları erkenden kalkıp çayını demler, pencereden sokağı izler, ardında bıraktığı eşinin anılarını sayfalar gibi çevirirdi. Arkadaşları azalmış, aile ziyaretleri nadiren ve kısa sürer olmuştu. Konuşma davetleri yıllar içinde bir daha geri gelmemek üzere küçülmüştü. Bir sonbahar sabahı kitapçıda rastlaşmışlardı. O küçük dükkân, Selma için güvenli bir duraktı; kitapların arasında kimlikleri unutmak mümkündü. Arda, genç bir öğretmendi, yeni gelmişti şehre. Kitapların arasındaki macera ve sessizlik ikisini yan yana getirmişti. Arda’nın konuşması cesur değildi; usul usul, elleriyle kitapların sayfalarını düzeltirken dünyaya bakar gibiydi. Selma ilk bakışta o bakışta bir şey hissetti: dinlenebilir bir yer bulmuştu. İlk kez kendi isteğiyle bir çay davetine gitti. Arda’nın anlattıkları kısa hikâyelerdi; öğrencilerinden, sınıfın küçük serüvenlerinden, şehirdeki yeni keşiflerinden söz ediyordu. Selma gülümsedi ve yılların içine gömdüğü espri duygusu beklenmedik bir anda yüzeye çıktı. İki yabancı, tanıdık bir şehrin köşesinde birbirine uzanan eller gibi yakınlaştı. Mahalle ise farklı bir tempo tutturdu. Komşuların bakışları kısa ve keskinti. Selma’nın yalnızlığına yazılmış farklı bir not gibi Arda’ya bakıyorlardı; genç bir erkekle bir kadının samimiyeti, onların dilinde kolayca bir öyküye döndü. Dost bildikleri bazen çekildi, bazen de kısa selamlarla geçiştirdi. Selma, her yeni sabaha biraz daha hazırlıksız uyandı; çünkü mahalle dedikodusu güneşle birlikte uyanıyordu. İlk çatlak, Selma’nın kardeşinin telefonuyla geldi. Kardeşi teselli niyetiyle aramıştı ama konuşma hızlıca uyarı dolu bir seslenişe dönüştü: Mahalle konuşuyor, seni düşünüyorlardı, dikkatli ol dedi. Selma o akşam yatağa başını koyduğunda, kalbinde bir sızı vardı. Seçimlerinin bedelini hesaplayan bir vicdanla uykuya daldı. Başlarda her şey sessizce devam etti. Selma ve Arda birbirlerine daha çok bakıyor, az konuşuyor ama uzun süreli huzur buluyorlardı. Arda, Selma’nın hayatına bir renk katıyordu; kahkahalar yeniden masaya seriliyor, eski bir melodinin notaları tekrar duyuluyordu. Ancak mahalle dediğin yer, iki kişinin arasındakine izin vermezse bir sınır çizer. Selma o sınırın nerede başlayıp nerede bittiğini öğrenmek zorunda kalacaktı.

Reklam

2. Bölüm — Gelişme

Dışlanma, yavaş yavaş belirgin bir saldırıya dönüştü. Bir sabah posta kutusunda yazılı küçük notlar bulunmaya başladı. Notlar incitmek için yazılmıştı; Selma'nın kararına yargı ekliyor, onun yalnızlığına suç yüklüyordu. Bir diğer gün, pazar dönüşü komşu teyzelerin konuşmalarını duymuştu: "Genç erkeklerin niyeti bellidir" gibi cümleler, ağır ve taşlayıcıydı. Selma, kulağının arkasında dolaşan bu seslerin ağırlığıyla yürümeye çalışıyordu. Arda ise sessizliğini pek bozmadı. Gözleri Selma’ya baktığında dünyasının kapıları açılır gibi oluyordu. Ancak mahalle baskısının ve aile baskısının ardı arkası kesilmiyordu. Selma'nın iş yerinde de dedikodular fısıldanır oldu; bir gün ofisteki bir toplantıda bir çalışma arkadaşı yüzüne bakmadı. İşin acısı, bu soğuklukların hepsi görünmez iplerle bir kadını bir köşeye itiyordu. Arda'nın gençliğiyle ilgili şehirdeki farklı dedikodular da patlak verdi. Çünkü insanlar eksik bilgileri tamamlama eğilimindeydi. Birkaç kişi, Arda'nın başka ilişkileri olduğuna dair ima yayan sözler söylemeye başladı. Selma, bu sözleri dinlerken içindeki güven sarsılmaya başladı. Onun yanında kazanılmış küçük güven kırıntıları birer birer eriyordu. Bir gece, kasabanın gençlerinden biri Selma'nın evinin önünden geçerken yüksek sesle bir şeyler söyledi. Arda o anda Selma'nın yanında değildi. Selma yalnız başına balkonunda otururken o sözleri duydu; acı ve öfke bir aradaydı. Ertesi sabah yüzleşmek için kapıyı çaldı. Karşısına çıkan yüz, genç adamın gözlerindeki yorgunluk ve savunmasızlıktı. Arda sözlerine sahip çıktı ve olup biteni anlattı. Kendi geçmişinde de yaralar olduğunu, ailesinin baskıcı tavrından kaçtığını, şehirde yeni bir başlangıç yapmak istediğini söyledi. Selma için karar anı gelmişti. Mahalle veya ailesinin beklentileriyle yaşamaya devam etmek, ya da kendi hayatını seçmek. Bu seçim kolay değildi. Kardeşinin uyarıları, komşuların bakışları aklını çeliyordu; ama Arda'nın dürüstlüğü bir karşıtıktı. Bir gece uzun bir sohbetin ardından Selma eski cesaretini hatırladı. Artık sınırları başkalarının çizmesine izin vermeyecekti. Kendine verdiği söz açıktı: yalnızlığını sahiplenecek ama sevgiye kapısını kapatmayacaktı. Kararını vereceği dönemde beklenmedik bir olay yaşandı. Mahallenin birikmiş dedikodularından biri daha fazlaydı: Arda'nın gençliğinde yaşadığı bir aile olayı, kasabada bir yankı uyandırmıştı. Haberler büyütüldü, gerçekle karıştı. Bir grup öfkeli insan Selma'nın kapısına dayandı. O an Selma'nın içindeki en güçlü duygu korkuya karışmış bir öfkeydi. Arda ise beklenmedik şekilde geri adım atmadı; kalbini ortaya koydu, Selma'yı savundu. Bu savunma, mahalledeki dengeleri değiştirecek kıvılcımı çaktı.

Reklam

3. Bölüm — Sonuç

O gün kapı çalınışında Selma'nın tüm mahallesinin karşısında olmanın anlamı vardı. Arda yanında durdu, sesi titriyordu ama kararlıydı. "Seninle beraberdim ve yanında olmaya devam edeceğim" dedi. Bu, sadece iki insanın aralarındaki bir söz değildi; aynı zamanda güçsüzlerin güçlü olma anına tanıklık eden bir itiraftı. Kalabalığın sesi ilk anlarda gür olsa da bir süre sonra irili ufaklı fısıltılar birbirine karıştı. Bazıları utanarak uzaklaştı, bazıları ise sustu. O gece Selma kararını verdi. Mahallenin onayı olmadan da yaşayabileceğini, kendi değerlerini başkalarının kalıplarıyla ölçmeyeceğini fark etti. Ailesiyle uzun konuşmalar yaptı; ne kadar kırgın ve farklı dinledikleri ortaya çıktı. Kardeşi başlangıçta tepkiliydi, fakat Selma'nın kararlılığı ve dürüstlüğü karşısında yumuşadı. Zaman, aile bağlarını tamir etmeye başladı. Komşuların bazıları ise kolay affedici değildi, ama Selma için esas olan kendi hayatını geri alabilmekti. Arda ile ilişkileri, başlarda fırtınalıydı; ama birlikte büyümeye başladılar. Selma, yeniden çalışmaya başladı, kendine yeni bir ritim buldu. Arda, mesleğinde ilerlerken Selma'nın hayatına destek verdi; ikisi de birbirlerinin eksik parçalarını tamamlamaya çalıştı. Mahalle ise alışmaya başladı. İnsanların konuşma aracı dedikoduydu ama zaman insanlara yeni nefesler veriyordu. Selma, her sabah penceresini aralayıp derin bir nefes almayı öğrendi. Hikâyenin sonunda Selma yalnızca bir zafer kazanmadı; kendi içindeki korkuları, mahallenin küçük dünyasına karşı gösterdiği direnci ve sevginin dönüştürücü gücünü tanıdı. Arda'nın gençliği ya da geçmişi kimseyi tanımlamazdı, Selma'nın hayatı da başkalarının sözüyle bitmeyecekti. Kabul edilmiş ya da edilmemiş, Selma kendi yollarını çizdi. Mahalle birkaç sokağı daha konuştu ama artık Selma konuşmanın merkezinde değildi. O, kendi hayatının sözcüsü olmuştu. Bir akşam balkona çıktıklarında, şehir ışıkları uzakta bir gezegen gibi parlıyordu. Arda elini Selma'nın eline koydu. Selma gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Artık yalnız değildi. Yüzünde hafif bir tebessümle şunu düşündü: Herhangi bir hayat, başkalarının gölgesinde yaşanmak için değil, kendi ışığını yakmak için vardır. Böylece kapılarını kapatmadı, ama seslerin ötesindeki kendi sesini dinleyerek yürümeyi seçti.

— Son —

Bu hikayeyi paylaş