Herkes Bilirken Ben Bilmediğim Gün
HHikaye Editörü1 Temmuz 20264 dk okuma848 okunmaAldatma
1. Bölüm — Giriş
Sabah güneşi perdelerin arasından sızarken, ev sessizdi. Masanın üzerinde duran fincanda kurumuş kahve izleri, geçen gecenin son anlarını hatırlatıyordu. O, artık evde değildi. Bıraktığı notun kelimeleri soğuk ve hesaplıydı; ‘Düşünmemiz gerekiyor’ diye yazmıştı. Yıllardır paylaştığımız odalar, aynı yastık, aynı yorgan, kısa notlarla özetlenmiş bir ilişkiye dönmüştü.
Önce yutkuna yutkuna yürüdüm. Komşuların arasındaki bakışlardan kaçındım ama gözleriniz aynı anda size yalan söyleyemez. Yaprakların hışırtısı, uzak bir sokak köpeğinin havlaması, hepsi gerçekliğimin zeminini kaydırıyordu. Bildiğim hayat parçalanmıştı ama en çok canımı acıtan, parçalanmanın herkese görünür olmasıydı.
Aynı sokağın aynı kaldırımlarında geçen anılar, şimdi farklı bir anlam kazanıyordu. Pencereden gözüken apartman kapısı ardında, insanların dedikoduları bir araya gelmiş, benim adımı fısıldıyordu. Komşularımdan biri öğlenüstü çiçek getirdi; elinde özenle sarılmış bir buket, ama yüzündeki tereddüt sözcükleri unutturuyordu. Başka bir komşu ise pazarda karşılaştığında gülümseyip hızlıca yürümeyi tercih etti. Gülümsemesi, bildiği bir sırrı taşıyordu.
Bütün bunların ortasında bir soru kalıyordu: neden benim haberim yoktu. Bu soru cevapsız kaldıkça içimde bir boşluk büyüyordu. Oysa birlikte kurduğumuz küçük ritüeller vardı; kahvaltılar, akşam sohbetleri, haftasonu filmleri. Her biri şimdi birer kanıt gibi diziliyordu gözümün önüne. Geçmişimiz bir süreklilik değil, kopuk sahneler toplamına dönüşmüştü.
Akşam olduğunda apartmanın merdivenleri boştu. Kapımı kilitledim ve notu tekrar okudum. Harfler hala aynı yerlerdeydi ama anlamı değişmişti. Evde yalnız kalmak, cevap beklemekten daha ağırlık veriyordu. O gece uyumadım. Pencerenin kenarında oturup dışarı baktım. Komşuların ışıkları, gölgeleri, sesleri… Hepsi bir tablo oluşturuyor ama tablonun ana kahramanı bana söylenmemişti. İçimde bir şeyi ortaya çıkarma isteği filizlendi; sessiz, soğukkanlı ve kararlı bir merak.
Reklam
2. Bölüm — Gelişme
Ertesi sabah, planlı bir araştırmacı titizliğiyle hareket ettim. İlk işim, gözlemlerimi sistematik hale getirmekti. Hangi komşu ne zaman dışarı çıkmıştı, pazar torbasını kimin eli taşıyordu, en son kimin kapıda durup konuştuğunu not ettim. Küçük ayrıntılar birleşince büyük resim kendini gösteriyordu. Konuşulan şeyler sadece bir aldatma değildi; aynı zamanda bir örtüşme ve işbirliğiydi.
Gözlemlerimin ilki, üst kattaki Derya'ydı. Kapısının önünde gördüğüm yüz ifadesi anlatılmazdı; neşeli bir hüzün, biliyor ama söylemiyormuş hissi. Bir keresinde çöp kutusuna atılmış bir mektup parçası gördüm; satır aralarında tanıdık bir tarih ve bir adres vardı. Bu küçük ipucu beni, olayların apartman sınırını aşıp daha geniş bir oyunun parçası olduğunu düşündürtmüştü.
Bir sonraki hamlem banka hareketlerini incelemek, telefon mesajlarını hatırlamak oldu. Rutin küçük şeyler, dikkatle birleştirildiğinde insanın gerçeği görmesini sağlıyordu. Eski fotoğraflara baktım; gülüşler arasındaki farkı anlamaya çalıştım. Bir fotoğrafta el ele duran iki kişinin arasındaki mesafe, son zamanlarda artmıştı. Bu mesafe davranışlara da yansımıştı.
Gecenin birinde, dış kapının önünde rastlantısal bir konuşma duydum. İki kadının sessizce konuşması, bana aradığım kapıyı açtı. Malzeme bahaneleri, ‘o an’ kelimeleri ve dikkatlice seçilmiş suskunluklar. Hepsi planlı bir suskunluğun parçalarıydı. Artık sadece bir ihanet yoktu; bu ihanetin etrafında örülmüş bir kabuk vardı. Kabuk, gerçeğin görünmesini engelliyor, doğruyu saklıyor, ama aynı zamanda çatlamaya hazır bir yapıya sahipti.
Bir akşam, evde yalnızken o his boğucu bir ağırlıkla üzerime çöktü. Artık görmezden gelmeye tahammülüm yoktu. Sessiz adımlarla odasına girdim. Çekmecelerinde rastgele duran bir defter buldum. İçine yazılmış tarihler, isimler ve şehirler vardı. Her bir satır, planın parçasını anlatıyordu. Benimle ilgili birkaç satır ise soğukkanlı bir hesaplaşmanın ortasında yazılmış gibiydi; sevgiyle karışık bir düzen.
Defterin son sayfasında ise bir not vardı: ‘Her şeyin bir nedeni var. Herkes bir rol oynuyor.’ Bu cümle bana hem açıklama getiriyor hem de yeni bir soru doğuruyordu. Oyunun kurucuları kimdi; amaçları neydi; ve ben bu oyunun hangi noktasında kaybeden ya da kazanan olacaktım. Gerçekler elimdeydi ama bu gerçekler, beni tam anlamıyla özgür kılmıyordu. Çünkü bazı sırlar, açıklanmayı beklerken, başkalarının hayatlarını etkilemeye devam ediyordu.
Reklam
3. Bölüm — Sonuç
Son perdenin açıldığı gece, sakinlikle hareket ettim. Önce eski arkadaşlarla konuştum; onların anıları, benim bulgularımla örtüşüyordu. Ardından kapı kapı dolaşıp kısa sorular sordum. İsimler telaffuz edildi, gözler kaçırıldı, bazı dudaklar titredi. Gerçeğin ağırlığı, itiraflara yol açıyordu. Yavaş yavaş perde aralanmaya başladı.
Aldatanın kendisiyle yüzleştiğim an, beklediğim patlamayı yaşamadım. Gözlerinde pişmanlık, sesinde bir açıklama vardı ama en önemlisi saklandığını düşündüğüm hakikatlerin bir kısmı daha ortaya çıkıyordu. İhanet, bütünüyle kişisel bir eylem değildi; içine çekildiğim bir düzenin parçasıydı. İnsanların bildiği ama söylemediği bir takım uzlaşmalar, kararlar ve zorunluluklar söz konusuydu.
Bütün gerçekler ortaya çıktığında hissettiğim ilk şey hüzündü. Hüzün, ihanetten çok, kaybedilen zamanlara, yitirilen güvene ve onarılması güç kırılmalara aitti. Fakat hüzünle beraber bir ferahlama da vardı. Bilmek, beklemekten daha farklıydı; bilgi, bana seçim yapma özgürlüğü sundu. Artık susmak zorunda değildim. Artık konuşabilirdim.
Komşularla açık açık konuştuğumda şaşırtıcı bir şey oldu. Bazıları utandığını, bazıları ise korktuğunu söyledi. Onca yıllık sessizlik, kolay kurulmuş bir savunma mekanizmasıydı. O gece, birlikte oturup uzun uzun konuştuk. Kimse masum değildi, kimse tamamen suçlu da değildi. Hayatın içindeki kırılmalar, insanları beklenmedik kararlar almaya itiyordu.
Sonunda kapıyı kapatırken arkamda bıraktığım şey, sadece bir ev değildi. Kırgınlığın ve gerçeğin harmanlandığı bir dönemin sonuydu. Yürürken ağır ama dik bir adımla ilerledim. İçimde ne tam bir zafer ne de tam bir yenilgi vardı. Sadece gerçek vardı ve o gerçek, bana bir yol çiziyordu. Yeni bir başlangıç belki zor, belki acılı olacaktı ama artık kendi hikâyemin başrolünü oynayacaktım.