Yazlıkta Geceyi Dinleyen Ses

HHikaye Editörü28 Haziran 20263 dk okuma48 okunmaDram

1. Bölüm — Giriş

Yarışmayı kazandığım yazlık ev anahtarını aldığım gün elime teslim edildi. Evin ahşap kapısı, içinde bin bir anıyla dolu gibiydi. Uzun televizyon programı sürecinin ardından bu küçük mülk bana bir ödül, yeniden doğuş vaadi gibi gelmişti. Komşular tanışma bahanesiyle çay getirdiler, eski hikâyeler anlattılar. Hepsi nazikti. Ancak bir akşamüstü, yaşlı bir kadın bana fısıldar gibi söyledi: ‘Bahçeye geceleri çıkma.’ Sözü, dostça bir uyarıdan çok başka bir ağırlık taşımıştı. Gözlerindeki mahcup korku hâlâ belleğimde. Anlamsız gelen bu kısıt, merakımı körükledi. İlk geceler güneşin son ışıklarıyla huzur vardı. Deniz rüzgârı pencereleri titretiyor, evin tahta döşemeleri tanıdık bir ses çıkarıyordu. Yine de komşuların sözü kafama takılmıştı. Bir sabah kahvaltıda karşılaştığım genç komşu, endişeli bir bakışla ‘Acele etmeyin’ dedi. Acele etmemeye karar verdim. Sahip olduğum evin her köşesini keşfetmek istiyordum. Özellikle bahçeyi. Bahçe geniş, eski çitlerle çevrili, yer yer divane çiçeklerle kaplıydı. Toprağı kazmayı düşünmedim. Ama gecenin bir yarısı, dışarı çıkıp havayı içime çektiğimde ay ışığı çağırdı beni. Kuralı çiğnedim ve bahçeye indim. İlk adımı attığımda toprağın sessizliği bir şeyin bekleyişini taşıyordu. Ayaklarımın altında bir titreşim hissettim, sonra derinlerden bir ses yükseldi. Düşük, ritimli, sanki yerin altı nefes alıyordu. Gözlerimi kapattım, dinledim. Sesi duydukça kalbim sıkıştı, beynim eski söylentileri aradı ve o an anladım ki burada bir şey gizleniyordu.

Reklam

2. Bölüm — Gelişme

Sabah olduğunda uyku tutmuyordu. Bahçede duyduğum sesin izini sürdüm. Toprakta hafif bir çöküntü, çürümüş yaprakların altında bir örtü izi vardı. Küçük bir kürek bulup kazmaya başladım. İlk birkaç kürek toprak elime geldiğinde sadece kök ve taş çıktı. Sonra metal bir köşe çarpıp tınladı, ardından tahta bir kapak su yüzüne çıktı. Kapak eskiydi, parmak izleriyle aşınmıştı. Nefesim daraldı. Kapak açıldığında karşıma çıkan şey bir bodrumdu, yıllar boyunca unutulmuş. İçerisi soğuktu. Havalandırma deliğinden içeri giren gece rüzgârı alanı gölgelerle dolduruyordu. Zeminde bir çuval, içinde yıpranmış defterler, paslanmış kutular ve kağıtlara sarılı bir zarf vardı. Zarfın üzerinde elimle okunur halde bir ad yazılıydı. Ad tanıdık geliyordu çünkü kasabanın kayıp listesinde yıllardır adı geçen biriydi. Kalbim hızlandı. O an polisi aradım. İlk başta şüpheliler, sonra şaşkınlığa dönüşen ifadeler yüzlerinde büyüdü. O bodrumun içinde, sadece eşyalar değil, kasabanın unutmaya çalıştığı hikâyeler vardı. Soruşturma ilerledikçe komşuların suskunluğu nedenine dair ipuçları çıkmaya başladı. Bazıları evlerini, bazıları işlerini kaybetmişti yıllar önce. Bazıları yalan yere paraya şartlanmıştı. Bu evin yeni sahibi olduğum için bana yaklaşmalarıyla aramızda bir denge oluştu. Birkaç kişi itirafta bulundu; bahçenin altında saklananın birden çok hayata ait parçalar olduğunu anlattılar. Kimileri korkuyla sessiz kaldı, kimileri pişmanlıkla konuştu. Polis belgeleri karıştırdıkça ortaya çıkan isim listesi şaşırtıcıydı. Burada bahsedilenler sadece kazazede değil, aynı zamanda örtbas edilen anlaşmalar, borçlar ve insanlık onuruyla oynanmış anılardı. Gelişmeler basına yansıyınca kasaba ikiye bölündü. Bir taraf adaletin peşindeydi, diğer taraf geçmişi koruma telaşındaydı. Bana karşı hissedilen öfke ve şefkat aynı anda çarpışıyordu. Her gece bahçeden gelen hafif bir ötüş, bir tür uyarı sesi gibi kulağıma çalınıyordu. O ses beni huzursuz ediyordu ama aynı zamanda peşindeki gerçeğe gitmem için itekliyordu. Bodrumdaki bir kutuda eski bir mektup buldum, mektup olayları bambaşka bir açıdan anlatıyordu ve kasabanın güven dediği şeyin nasıl inşa edildiğini gösteriyordu.

Reklam

3. Bölüm — Sonuç

Mektuplar, listeler ve polis raporları bir araya geldikçe toprak altında saklı kalan hikâye bütünüyle görünür oldu. Uzun zamandır örtülen yüzleşmeler gün yüzüne çıktı. Bazı isimlerin hayatı geri gelmedi ama gerçeğin açığa çıkması, kayıplara yeni bir anlam verdi. Kasaba adalet ve hesaplaşma yolunu seçti; birkaç kişi yargılandı, bazı miras davaları yeniden açıldı. Komşuların çoğu yüzleşmenin getirdiği hafiflikten utangaç bir rahatlama hissetti. Ben ise evde kalıp kalmama kararını vermek zorundaydım. Ev, özgürlüğün simgesi olarak gelmişti fakat içinde sakladığı yükle beni değiştiriyordu. Sonunda burayı satıp uzaklara gitmeye niyetlendim. Ancak ayrılmadan önce bahçede küçük bir tören düzenledik. Kaybolanların adları okundu, toprak ufak bir törenle örttükçe herkes kendi vicdanına bir taş bıraktı. O gece son kez bahçeye çıktım. Ay yine aynı yerindeydi. Topraktan yükselen o ritmik ses bu sefer sakin, neredeyse onaylarcasına bir melodi gibiydi. Toprak eski sırları geri aldı, ama gerçeğin ışığı artık oradaydı. Evden ayrılırken anahtarı masanın üzerine bıraktım. Kapı ardımda kapanırken, kasabanın yeni bir başlangıca doğru yavaşça ilerlediğini hissettim. Gerçek açığa çıkmıştı ve bundan sonra kimse kolayca unutamayacaktı.

— Son —

Bu hikayeyi paylaş